Steam Hardware!

Dün ben de dahil tüm r/HalfLife nefesini tutmuş, HLX ya da diğer adıyla Half Life 3’ü bekliyordu. Oyunun geliştirildiğini ve hatta son aşamalarında olduğunu artık biliyorduk. Elimizde 21 yıldır hiç olmadığı kadar somut kanıtlar da vardı. Mike Shapiro’nun tweet’i, Steam indirim takviminde sonbahar satış zamanını değiştirmeleri ve alışılagelmişin dışında bir bölümü boş bırakmaları ve yılın başındaki onlarca Source kaynak kodu çözümlemesi. E dolayısıyla Valve’in büyük bir duyuru yapacağı sızınca, insanlar doğal olarak bunun HL3 olduğunu düşündü.

Valve, minik bir ters köşe yaparak yeni oyununu duyurmadı. Bunun yerine, benim için benzer bir heyecan yaratan üç yeni donanımını tanıttı. Bir yılı aşkın süredir Steam Deck kullanıcısıyım ve üründen oldukça memnunum. Çoğu kullanıcı gibi “PC’mi bıraktım, artık sadece Deck’te oynuyorum” diyemesem de, yine de yeterince kullandığımı düşünüyorum. Deck için bir geliştirici olarak şunu söyleyebilirim: Valve’in topluluğuna sağladığı özgürlüğü en çok takdir ediyorum. Steam Deck, evet, bir el konsolu ve hatta bir el bilgisayarı, ancak sınırlarını Valve değil, kullanıcılar belirliyor. İstediğiniz eklentiyi kurabiliyor, emülatör yükleyebiliyor, hatta isterseniz büyük ekrana bağlayıp bilgisayar gibi kullanabiliyorsunuz. Valve bu konuda müdahale etmiyor, aksine sizi özgür bırakıyor. Nintendo ve PlayStation gibi diğer büyük markaların aksine, bu müşteri dostu politika, ister istemez sizi mutlu ediyor.

Geçtiğimiz haftalarda Steam hakkında bir haber çıktı. Geliştiricilerin %72’si, Steam’in PC pazarında bir tekel oluşturduğunu düşünüyorlarmış. Bu haberin ardından, Larian Studios’dan Michael Douse (aka Cromwelp), Steam’i savunan bir tweet attı. Ben de kendi görüşümü paylaşmak istiyorum. 15+ yıldır Steam kullanan ve yaklaşık 25 yıldır oyun oynayan biri olarak şunu söyleyebilirim: Her şirket gibi, evet, Valve de kendi çıkarını gözetiyor. Ve evet, bugün eleştirdiğimiz mikro ödeme sistemleri gibi oyunculara zarar veren bazı uygulamaların başlangıcında Valve ve Steam’in çok büyük bir rolü oldu. Bunu çoğu insan ya bilmiyor ya da görmezden geliyor, fakat gerçek bu. Ancak başka bir gerçek de şu ki, Steam tüm bu olumsuzluklara rağmen hala mükemmel ötesi ve kullanıcı dostu hizmetler sunuyor. Ayrıca çoğu senaryoda oyuncuların yanında bir tavır sergiliyor.

Gabe Newell‘ın korsan kullanım hakkındaki yorumlarını okuyun ve videolarını izleyin lütfen. Yukarıda bahsedilen tekeli dayatan Steam değil. Oyuncular. Epic, Uplay veya Origin gibi başka launcher’ların tutmamasının sebebi de yine oyuncular. Çünkü Steam her zaman daha iyi bir storefront oldu ve etrafını hep çok iyi çevreledi. Steam gerçekten hep iyi bir hizmet verdi.

Birkaç tane madde yazacağım aşağıda bu konuyla alakalı. Bitirdikten sonra toplu görünce ben de şaşıracağım eminim. Steam diğer launcher’lara göre ya sadece ya da en iyi olarak şunları sunuyor: (Türkçe/İngilizce karışık gideceğim.)

  • Store
    • Kullanıcı bazlı ve yorumlu oyun incelemeleri
    • Detaylı oyun bilgisi (Tüm özellikler + 3rd-party DRM, launcher, anti-temper, account, anti-cheat yazılım kullanımı vb.)
    • Dinamik veya özel oyun paketleri
    • Düzgün iade sistemi (2h/2w sistemi. Ya da oyun problem yaşadıysa koşulsuz iade)
    • Düzenli ve planlı indirim etkinlikleri
    • Game Tags and Categories
    • Softwares
    • Wishlists
    • Ignore/Played on Other Platform Seçenekleri
    • Personal Calendar
    • Discovery Queue
    • Monthly Releases Chart
    • Game Demos
    • Special Pages and Countdowns for Video Game Fests
    • Points Shop
    • Gift Cards and Games
    • Steam Awards
    • Steam Next Fest
  • Library
    • Koşullu download yönetimi ve değiştirilebilir sunucular
    • Kolay DLC enable/disable veya download
    • News Hub
    • Game Version Rollback (Oyun destekliyorsa)
    • Launch Options Support
    • In Game Overlay (Performance, Notes, Browser, Timer, Clock vb.)
    • Cloud Saves (Cross platform)
    • Steam Input ve Community Layouts
    • Big Picture
    • Remote Play (Anywhere, Together, VR) ve Link
    • Game Recording
    • Backup/Restore/Move
    • Offline Mode
    • Integrity Verification
    • Achievements (Perfect Game, Comparison)
    • Local Network Game Transfers
    • Game Art Customization (Banner, Logo, Thumbnail)
    • Game Groups and Categories
    • Soundtracks and Music Player
    • Storage Manager
    • Hidden/Private Games
    • Pre-Purchase ve Pre-Load
  • Community
    • Profil için Avatar, Background, Showcases
    • Steam Replay
    • Badges
    • Activity Feed
    • Friends, Close Friends, Groups, Text and Voice Chat
    • Invite/Join/Stream
    • Guides
    • Discussions
    • Families
    • Workshop (Yeterince övemem.)
    • Mods (Haberiniz bile olmayabilir. Şöyle alayım.)
    • Marketplace
  • Profile
    • Account Purchase History (Bayağı detaylı.)
    • Store Preferences
  • Tech
    • SteamOS
    • Mobil uygulama ve Authenticator
    • Proton
    • Steam Hardware Survey

Bunlar şu an on dakika içinde bulabildiklerim ve düşündüklerim. Gerçekten şaka gibi. Epic veya başka bir launcher’da bunun yarısını bile bulamazsınız, onu geçtim, çeyreği bile yok. Sadece oyun alıp indirebiliyorsunuz. Onu bile kötü bir arayüz ile yapıyorsunuz. Gerçekten inanılmaz. E bu imkanlara kavuşunca da insan başka bir platforma geçmek istemiyor, korsan oynamak hiç istemiyor. Gabe’in üstteki yorumlarında savunduğu da tam olarak bu: “Öyle bir servis sunun ki insanlar kullanmak istesin, bırakamasın. Siz onları mutlu edin, zaten sizi bırakmazlar.” GabeN haklı.

Şimdi, Steam tüm bu özellikler ve daha fazlasıyla Steam Deck’i çıkarttı, biliyorsunuz. Deck başlı başına bir devrimdi çünkü SteamOS ve Proton ile Linux üzerinde Windows oyun kalitesini sunmayı başardılar. İlk başlarda tabii ki bazı problemler vardı ama şu an yaşanan sorunlardan çok çözümler mevcut. Durum o kadar ilginç ki, Windows’un saçma sapan yüklerinden ve sistem bağımlılıklarından kurtulan oyunlar, Linux üzerinde çok daha iyi bir performans sergiliyor. Proton gerçekten öyle iyi yazılmış bir araç ki, adeta bir devrim niteliğinde.

Gelelim bugüne. Valve üç (HL3 confirmed!1!) adet yeni donanım ürünü tanıttı. Üçü de aslında geçmişte (on yıl!) çıkarttıkları donanımların yeni versiyonları fakat o dönemki hataları ve amatörlüklerinden eser yok. Aksine bu sefer spektrumun diğer tarafındalar. Hem de oldukça. Hatta o kadar diğer tarafındalar ki Xbox, PlayStation, Nintendo ve hatta Apple ya da Meta’nın bile sahasına girdiler. Bunu o kadar profesyonel ve inovatif şekilde yapıyorlar ki, beni asıl şaşırtan kısım burası.

Şimdi sırayla başlayayım.

Steam Frame

Frame, Valve’in geliştirdiği ilk VR seti değil. Bir süredir burada olanlar Valve Index‘i hatırlayacaktır. O dönem HTC Vive ile işbirliği içerisinde Meta Quest ile kapışan bu gözlük aslında oldukça başarılı bir üründü. İyi de sattı ve Half-Life Alyx ile ciddi bir popülerlik yakaladı fakat daha da ilerleyemedi. Meta’nın dominasyonuna yenik düştü diğer tüm gözlükler gibi.

Şimdi Valve yıllar sonra geri döndü ve ekosistemini devam ettirmek için bu sefer Steam markası altında bir sanal gerçeklik gözlüğü üretiyor. Hatta üretmek ile kalmayıp yine inovasyon yaratıyor. Nasıl mı? Hemen anlatayım.

  • Wireless Adapter ile izole ve dedike veri transferi. Böylece anlık glitch veya takılmaları ciddi oranda daha az göreceğiz. Odak ve immersion için müthiş önemli bir adım.
  • Foveated Streaming adında yeni bir teknoloji. Diğer gözlüklerde olan Foveated Rendering aksine developer agnostic bir teknoloji. Yani geliştiriciler tarafından ekstra bir güncelleme gerekmeksizin otomatik çalışacak. Diğer bir deyişle oyuna değil, stream’e bir müdahalede bulunuyor bu teknoloji. Dolayısıyla istenirse Rendering+Streaming birlikte kullanılabilecek oyunda. Rendering teknolojisinin çalışma mantığı açıklayayım. Gözlerinizle baktığınız noktanın ekstra net gösterilip, diğer odaksız bölgelerin detay seviyesinin az olması sağlanılıyor. Ama bu o kadar hızlı yapılıyor ki siz isteseniz bile yakalayamıyorsunuz. Sonuç olarak da karşınızda müthiş bir oyun tecrübesi. Streaming de bunun genel akışa farklı bir şekilde uygulanana hali aslında.
  • Diğer bir inovasyon ise cihazın içindeki çip. Frame, Qualcomm Snapdragon 8 Gen 3 kullanıyor dolayısıyla ARM mimarisine sahip. Bu da demek oluyor ki Alyx veya diğer VR oyunlarını efektif çalıştırabilmesi için bir translation layer gerekli. Valve burada Wine türevi olan Proton gibi, yine open source bir yazılım olan FEX‘i alıp kendisi modifiye etmiş. Apple’ın Rosetta2’si gibi düşünebiliriz bunu fakat ağır bir şekilde oyun odaklı hali tabii. Bu da en büyük haberlerden biri çünkü Proton’un dünyayı nasıl değiştirdiğini göz önünde bulundurursak, bunun nasıl bir kartopu etkisi yaratacağını görebilirsiniz. Eğer bu teknoloji istenilen sonucu verirse ikinci bir devrimi başlatıp, ARM tabanlı işlemcilere sahip konsolları ve cihazları, gerçek anlamda oyun için kullanabilmemizin önünü açacak. Gerçekten inanılmaz. Madalyonun bir diğer yüzü de, ARM tabana sahip bu gözlük artık mobil oyunları da native şekilde oynatabilir durumda olacak. Burada da Valve’in de olumlu bir tutumu var. Özetle, dünya değişmek üzere arkadaşlar.
  • Cihaz havalı gözüküyor. Gördüğüm en güzel VR gözlüklerden biri tip olarak.
  • Pankek şeklinde lensler, kafa arkasında batarya ile ergonomik ve rahat tasarım.
  • Giymesi çok rahat deniliyor ve 515 gram Meta Quest 3’e göre daha hafif. Sadece 435 gram.
  • Steam Frame Verified programı ile birlikte gelecek. Oyunları almadan önce cihaz için test edilip kontrolden geçip geçmediğini göreceksiniz. Steam Deck Verified programı gibi yani.

Özetle muazzam bir adım geldi Valve tarafından. Steam Deck ile el bilgisayarı akımını başlattılar ve Lenovo, MSI, Asus ve Microsoft olmak üzere birçok şirket onları izledi. Şimdi sıra VR ve konsol pazarında. Buradaki gelişmeleri merakla takip ediyor olacağım.

Steam Machine (aka GabeCube)

2014. Ne dönemlerdi be. Oyun dünyası ve hatta genel olarak dünya, hayat, bambaşkaydı. Neyse çok da dalmadan o kadar derine şöyle bir post bırakayım da duygulanın. Steam Machine ama 2014.

Valve denedi. Zamanında gerçekten denediler fakat hem bilgi seviyeleri hem ellerindeki teknoloji hazır değildi buna. Güzel atılımlardı bunlar fakat tutmadılar. Unutulup gittiler sonra da. Steam Machine diyince bugüne kadar hanginiz hatırlar ki bunları!

Aradan 10 yıl geçti. Birçok şey değişti. Dünya değişti. En önemlisi de Valve ve ellerindeki teknoloji değişti. Artık zamanında deneyip başaramadıkları şeyi kendi imkanları ile yine kendileri yapacaklar gibi. Bu sefer ama başarılı olacaklarına inanıyorum. SteamOS + Proton ölümcül ötesi bir kombo, bunu bir konsolda deneyimleyecek olmak ise iştah kabartıcı. Karşınızda (yeni) Steam Machine!

Değişebilir ön paneli, programlanabilir 17 LED parçacığı ve küçücük boyutu ile bizlerle kendisi. Tam 6 Steam Deck gücünde 2.6 kg bir janavar.

Görüntü çıkışı için DP ve HDMI portu var. Bluetooth ve Wi-Fi adaptörlerinin yanında dahili bir Steam Controller adaptörü ile geliyor. Ethernet ve USB portlarını saymıyorum zaten klasik onlar. Oldukça sağlam bir havalandırma mimarisi var. Series S’ten güçlü ama bir Series X veya PS5 değil. Fiyat bandını biraz daha hesaplı tutabilmek için Zen 4 ve RDNA3 mimarili APU seçimine gidilmiş. Ne diyeyim, bravo Valve. Kağıt üzerinde harika bir cihaz gibi duruyor. Hedef aldığı kitle (giriş seviyesi bilgisayar oyuncuları ve konsol oyuncuları) ve sunacağı olası fiyat göze alınınca, gerçekten özellikle seçilmiş bir cihaz olduğu bariz belli.

Yine esprili bir sayfa hazırlamışlar. Banana for scale,den tutun da tatlış çizimlere kadar. Ama dikkatimi en çok çeken nokta yine özgürlük kısmı oldu.

…and it’s a PC

Yes, Steam Machine is optimized for gaming, but it’s still your PC. Install your own apps, or even another operating system. Who are we to tell you how to use your computer?

Alın mal sizin, n’aparsanız yapın bize ne diyorlar yani. Bazı firmalara ibret olsun, hehe. Bu da demek ki makineye ister Epic yükleyin, isterseniz retro bir emülatör canavarı yapın, isterseniz de klavye mouse bağlayıp masaüstü bilgisayar olarak kullanın. Seçim sizin.

Merakla bekliyorum çıkışını. PC oyuncularının yanı sıra Apple Mini ve konsol kullanıcılarının da ilgisini çekebilecek bir ürün çünkü Steam Machine. Fiyatı globalde ne kadar olur, ülkemize ne kadarla girer bilemem ama yakın takipteyim seni.

PS: HL3 demişken üstteki tanıtım videosunda Steam Machine üzerindeki sticker’larda minik bir tease yaptılar. Çıldırıyor oğlum millet! Niye böylesiniz ya, 21 yıl oldu be!

Steam Controller

Bu yaratığı belki hatırlarsınız. Oyun dünyasının tozlu sayfalarına karıştı daha çıkışından on yıl geçmesine rağmen. İlk Steam Machine gibi bu arkadaş da zamanına göre çok hırslı bir donanımdı. Ve yine ilk Steam Machine gibi eksik ve problemlerle dolu bir cihazdı.

Görünüşe göre Valve bırakın pes etmeyi, tüm bunlardan ders çıkarmış olacak ki karşımıza müthiş gözüken bir kontrolcü koydular.

  • En çok hoşuma giden özellikten başlayayım, Puck! Bir aparat ile iki işi yapmanızı sağlıyor bu özellik. Kendisi hem bir kablosuz transfer cihazı hem de bir şarj istasyonu. Manyetik çalışıyor ve şıp diye oturuyor kontrolcünüzün arkasına. Masada boş boş bırakmak yerine takıyorsunuz kontrolcüyü şak diye puck’a, şarj ediyorsunuz. Tatmin edici bir click sesi de cabası. USB ve Bluetooth ile eşleme de yapabiliyorsunuz tabii, bu puck’a zorunlu değilsiniz.
  • Kontrolcü piyasasını takip ediyorsanız görmüşsünüzdür birkaç yıldır “hall-effect” barındıran kontrolcüler bayağı ön planda. Joystick’ler üzerinde drift ve benzer problemlerin büyük ölçüde önüne geçen bu teknoloji, oldukça popülerleşti. Hakkı da. Drift problemini yaşayan bilir, bayağı sinir bozucudur ve kaçınılmazdır. Steam Controller içerisindeki TMR adı verilen teknoloji de bu hall-effect’in bir ileri seviyesi olarak marketleniyor. Hem daha responsive hem de problemsiz olacağının altı çizilmiş defalarca. Kesinlikle bir artı adım.
  • Grip ile aktive edilen gyro diğer bir öne çıkan özellik. Şahsen gyro kullanan ya da onla aim alan biri değilim. Ama yine de bu güzel bir özellik, söylemeden geçemeyeceğim. Özetle kontrolcüyü özel bir şekilde kavradığınız anda gyro aktif hale geliyor ve bırakınca tekrardan kapanıyor. İzlediğim videolardan bunun inanılmaz doğal hissettirdiğini söylüyorlar. Bu da kesinlikle kocaman bir artı Steam’in hanesine.
  • Kontrolcünün arkasındaki L4, L5, R4, R5 tuşları zaten artık konuşmaya gerek yok. Standart haline geldi yavaş yavaş.
  • Trackpad yine bizi yalnız bırakmıyor kontrolcümüzde. Steam’in imzası haline gelen bu zamazingolar özellikle desktop modda navigasyonu bir hayli kolaylaştırıyor.
  • Deneyimleyenlerin yorumları kontrolcünün ele oldukça rahat oturduğu yönünde. Steam Deck de ilk başta çok garip dursa de ele alınca ergonomisini belli ediyordu. Steam Controller da aynı şekilde gibi.

Bizler için fiyatından dolayı yukarıdaki iki üyeye göre en ulaşılabilir donanım olacak Steam Controller. Ne diyeyim, merakla bekliyorum.

Kapanış

Valve’in bu üç donanımı piyasayı ciddi şekilde hareketlendirecek rekabeti de kızıştıracak. Resmen başta Microsoft olmak üzere büyük şirketlere nispet yapa yapa ekosistemlerini çok güzel bir şekilde büyütüyorlar. Aynı zamanda SteamOS üçüncü parti şirketler ile de paylaşılıyor bildiğiniz üzere. Microsoft nasıl Windows’u, ASUS ROG ile yayıyorsa, Valve de aynısını SteamOS ile yapmaya devam başladı ve devam edecek.

Steam Deck 2 için de konuşmuşlar fakat dedikleri gibi gerçekten anlamlı olduğu zaman bu ürünün çıkarılması gerek. Ona da daha var. Steam Deck şu anki haliyle oldukça yeterli.

Valve ve hatta tüm teknoloji alemi için bence güzel bir gündü dün. Cihazların çıkışı için 2026 yılının başını merakla bekliyor olacağım.


Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Kalkanlar devrede!